PsikopatlarSaz Caz RakEdebiyyatVeni Vidi VıdıRopürtajBi Cift Laf EtDerdim VarLink Mink

İsmail Er kimdir? (Bunu efendim, hep uzun başlıklardan sıkılmışsınızdır diye kısa attım)
Yazan:Albatros ( 23/7/2002 15:28 )

DEĞERLİ PENÇELER...

Şimdi bir görmekteyim ki, bu sevgi ve saygı platformlarında bir çok kereler, bu bir İsmail Er hakkında bir takım üzücü lakırdılar edilmektedir. Şimdi bunu o anda ben de ismi de tanıdık gelmiştir, hafızamı ben bir zorladım ve bu benim okuldaki öğrenci databeyzimde bunu bir araştırmak suretiyle bulmuş ve o anda bunu bir öğrencim değilmiymiş! 146 İsmail benim, aslında bu bir ortaokulda iken öğrencim olmak ve pek de parlak bir öğrencimdir. Bunu o anda size bu acımasızca eleştirdiğiniz ve benim de tasvip etmediğim bir şeyi yapmamanızı engellemek maksadıyla, onu sizlere sevdirmek amacındayım.

Bilemiyorum veyahutta nedir bu İsmail bey oğlumla alamadığınız veyahutta veremediğiniz bir şey de mi vardır? Çünkü bunu ben bir okuduğum anda fikirleri bana da pek yakın ve gazeteci araştırmacı kişiliğiyle Beşiktaş’ımızın mümtaz bir kardeşimizdir. Lakin görmekteyim ki siz bunun edebi lezzetli haber şeklinde yazdığı ve aslında mükemmel bir de dili vardır bunu alay şeklinde eleştirmekte ve onu o anda gazetecilik mesleğinin de zirvesindedir. Kendisi kullandığı özlü türkçesiyle bunu da ona ben öğretmişimdir.

Şimdi şans eseri midir veyahutta hissi kalbel vuku da mı olabilir bu bilmiyorum, dün beni aradı ve o anda İsmail Er bey oğlum bana telefonda şunu dedi; ”Saygıdeğer hocam, bu beni bir hatırlar mısınız zamanında bir öğrenciniz 145 İsmail vardı, İsmail Er hani o var ya, şimdi o anda bu ben oluyorum!” Ben de ona; ”Aaaa seni haylaz İsmail, bir kere numaran da 146’dır, sen ne çabuk büyüdün de bunu bir telefon şeklinde açıp, nerelerdesin hayırsız?” İşte o anda o da bunu bana; ”Ah hocam bu bir derdim ummandan da büyüktür, burada bir Pençe sitesi yapmışlar, bana orada hep alay şeklinde kafa buluyorlar, siz de öğrendim ki oranın önemli söz sahibi kişilerinden duayen şeklindesiniz, bana acaba bir tembih etseniz de bunu bana bir acaba yazmasalar, hı?” Ben de o anda bunu ona; “Yahu sevgili öğrencim İsmail, sen bana bunu bir daha önce niye söylemedin, ben o vakit tutar bunu derim ki, yapmayın derim, seni anlatırım ve bunlar da zaten sözümden çıkmayan kişilerdir, yapmazlar merak etme sen!” O anda onu da bunu bir bu bana; “Ah hocam vallahi artık bakın şurama kadar da gelmiştir, ben bunu onlara ne yaptım da bu bir Beşiktaş’ın menfaatine yazmak suretiyle Radisson Sas’da kalıyorum, halbuki benim niyetim onu o anda trasfer haberlerini de ilk ben yazmak ve atlatma haber şeklinde bunu onlara geçmektir. Ama bunu onlar bana inanmamak suretiyle beni bir kandırmak niyetim de yoktur. Yukarıdan yaz diyorlar yazıyorum, yazma diyorlar yazmadığım da olmuştur.” diyerek bana açıldı. Ben tabi bu Radisson’u duyunca o anda obu dabi du; ”Vaaay İsmail demek ki turnayı gözünden şansın da açılmıştır, zamanında benim paltomu giymek suretiyle, sırtında ceketin bile yoktu, şimdi demek ki bolluk içinde, peki niye beni de çağırsan da bir acı kahveni içmek suretiyle, ne bileyim rakı da olabilir” deyince, bu da bana bir onu dedi ki; ”Ne demek hocam başımla beraber içeriz felekten bir güzel...” şeklinde sözleştik...

Şimdi isterseniz o anda ben de size bu mümtaz öğrencim olan İsmail’i bir anlatayım da, siz de artık sıkıyorsa, lütfen efendim, tanıyınca zaten fena yazmayacağınız da aşikardır.

Küçük İsmail, 1954 yılında gözlerini bebe şeklinde uvaa uvaa diyerekten açınca bunun ilk lafı da ”acar muhabir doğmak suretiyle dünyaya geldim” olmuştur. Yani efendim bu ilk doğduğu anda gazeteci olmanın haberini sinyal şeklinde vermiştir. İlkokulu mahalle mektebinde, ortaokulu ise benim de vazife yaptığım Şemsipaşapasajındasesibüzüşesiceler Ortaokulunda okuttum ben buna... Bu efendim bana geldiğinde o anda dedim ki; ”Aaa salağa bak, hiç bir şey bilmemekte ve okumayı bile sökmemiş geri!” dedim ama bunu bir adam etmeye karar vermek şeklinde ele aldım. Bu efendim meğer ne yetenekli çocukmuş bu hemen bunu bir ben spor gazetecisi olacağını şıp diye gözünden anlamışımdır efendim...

Birgün bunu aramızda şu anekdot da geçmiştir. Ben ona bir gün buna ”Yahu İsmail, sen bakiym hangi takımı tutmak şeklinde destek veriyorsun?” Bu da bana bir ”Valla hocam, rüzgar nereden eserse ben de onu, keşke bunu bir “beşikbahçesaraytaş” diye bir takım olsaydı da ne de güzel tutardım, hiç farketmez” deyince, ben de ona bir, sen bir tokat patlatırsın efendim bu o anda ”Aaaah!” der demez, ben ona ”Sen ağzından kulağın ne çıkıyor duymuyorsun galiba! Sana ben Beşiktaş’lı olmayanın ben bu sınıfı geçemezsin demediler mi?” deyince bu da gönülden bir Beşiktaş’lı olmuştur. Yani efendim, bunu bir Beşiktaş neferi olmasında benim payımı küçültmenin, kimse küçümseyemez...

İsmail derslerinde hep en önde gelen tabelerden biri olmuştur. Gerek matematik gerekse fizik konularında biyoloji de olabilir, bu hepsinde çok da iyi notlar almak şeklinde gelişme göstermiştir. Hele bir Türkçe derslerinde yazdığı kompozisyonlar vardır ki, bunu bir sizin için daha önce yazdığı kompozisyonu arşivimden bulup sizler için aşağıya asıyorum...

--

Ders: Türççe

Konu: Konposizyon

Enikonu: Okulumuzu anlatırmısınız? Anlatırız...

Okulumuz bir bina şeklinde olup, duvarları da yanlardadır, bunlar olmasa zaten rüzgarlar pek fena eser biz de üşütür üşütür burnumuzu çekmek suretiyle hasta olurduk. Okulumuzu pek severiz. Çünkü okulda, bahçe, sıralar, tahtalar, ööretmenler, sıralar, eğrenciler ve sıralar vardır.

Bu bir o anda sıralarda öyrenciler oturur, hocalar ders şeklinde bilgi verir biz de bunu bir öğrenmek zaten pek de kolaydır. Bizlere ileride olmak istediğimiz meslekler konusunda bu hepimize karar okulda verilir. Mesela ben de ilerde bir sipor gazetecisi olmak için elimden geleni ardıma yapacağım. Hem sıralar vardır, hem de okulumuzu pek severiz. Orada bir sürü ders, kitap, defter, kongre de olabilir, sıralar, öyretmen vardır ve ben en çok Beşiktaş’ı da severim. Bunu da gelişme bölümünde efendim, belirteyim. Kongre olsa da severim, olmasa da severim.

Sonuç olarak, bu bir konposizyonun sonuçu da olabilir, ben bunu en çok okulumu severiz. O anda ben de okulumu sevmek suretiyle, okulumu pek severim ama en çok hocaların hocası Albatros hocamı en çok severim. Kongreden sonra da severim. Sıralar da vardır.

Sizin İsmail’iniz.

--

Bunu ben bir okuyunca hala gözlerim dolu dolu, buna bir yaldızlı pekiyi de vermişimdir. Aradan birlikte geçirdiğimiz o üç güzel yıldan sonra bu birgün yanıma gelip; ”Sayın hocam, benim yolum artık bellidir. Ben bu işi ne yapıp edip, sipor yazarı şeklinde gazeteci olacağım, giderken söyleyeceğiniz mezun da olmuşumdur, ne öğüt verirsiniz?” diye sorunca, ben de ona; ”Sen sen ol, bildiğin yolu sakın doğruluktan ve eğer pek de sıkışırsan salla gitsin, zaten uydursan nereden anlaşılacak, bundan şaşma e mi evlat?” şeklinde öğüt verdim. O da bunu bir güzel, düstur şeklinde tavsiye almıştır.

O günden sonra da İsmail gazetedeki resmi de pek fiyakalıdır, Türkiye’nin en güzel haber gazetesinde bir numaralı sipor yazarı olmuştur, yüzümüzün akı, en güzel türkçeyi de o kullanır, gözümüzün bebeği şeklinde hepimizin sevgilisi, saydığı bir kişi olmak için aman efendim neyi eksiktir?

Bu bilgilerin ışığında bu bir benim pek sevdiğim öğrencime umarım bundan sonra daha iyi şeyler yazarsınız diye bilmem efendim, siz ne dersiniz? Hele bir Radisson’da bu bir biz şöyle oooh efendim, rakı şeklinde demlenene kadar en azından bekleyiniz efendim... Ondan sonrası allah kerim...

Saygı ve sevgilerimi en derin sunarım...

Albatros...

Meyil etmek isterseniz bu bir kolpa meyil değildir ediniz;

albatroshyarto@hotmail.com

Psikopatlar

Albatros
Beni görmek demek yüzümü görmek veyahutta nedir ne değildir ve FEZADAN SEVGİLERİMLE!

15/7/2004 16:14


Albatros
Beşiktaş’ın şampiyonluk öyküsü nedir veyahutta benim katkılarım nelerdir yazı dizisi - dizi numarası 2

10/6/2003 15:15


Albatros
Beşiktaş’ın şampiyonluk öyküsü nedir veyahutta benim katkılarım nelerdir yazı dizisi - dizi numarası 1

5/6/2003 11:40


İhtiyatsız Adam (Derleyen)
HİÇ

17/10/2002 13:29


Albatros
Kırmızı ojeli bir hanıma verdiğim veyahutta ona layık değil ama cevap olsun efendim...

24/9/2002 16:33


Albatros
Maçtan önce yapılan seksin faydaları veyahutta bekarlık ile futbolcunun özel yaşamı ile olan ilişkisi

29/8/2002 12:24


Albatros
Uzayda yaşayan uzaylılar var mıdır veyahutta var ve ben de uzaylı gördüm!

20/8/2002 11:30


Albatros
Reklamcılıkta soponsorluk nedir veyahutta bu bir nevi reklamcılıkta soponsorluk neye denir?

28/7/2002 22:21


Albatros
İsmail Er kimdir? (Bunu efendim, hep uzun başlıklardan sıkılmışsınızdır diye kısa attım)

23/7/2002 15:28


Albatros
100. yılında Beşiktaş'ımızın durumu ve yeni trasferler hakkındaki analiz şeklinde değerlendirmelerim....

19/7/2002 09:55


   Sonraki sayfa >>