PsikopatlarSaz Caz RakEdebiyyatVeni Vidi VıdıRopürtajBi Cift Laf EtDerdim VarLink Mink

Doğaçlama 1
Yazan:profesör kien ( 19/12/2002 17:37 )

“You think up things instantly – that’s what jazz is” demiş Pete Yellin.

“biladerim” demiş bir adminkişi “acaba şu pençenin boynu bükük köşesi sazcazrak'a diyorum şöööyle cazlı gazlı bişiler yazsanız ya...”

İşte böyle başlamış emprovize bir yaşam, müzik ve saire dökümü...

Her şeyi türlere, kategorilere, şablonlara, sınırlara, ölçülere, tanımlara ve değerlere ve diğerlerine vurmaya pek meraklı, hazırlop ve kolaycı insan aklına ve ürettiği sorulara karşı, ne yaptığını, nasıl caz yaptığını, bop mu olduğunu, cool mu olduğunu, türünü, akımını merak edenlerden sıkılan Duke Ellinton patlatıvermiş bir küçük yanıt; “iki tür müzik vardır. İyi ve kötü müzik. Ben ilkini yapmaya çalışıyorum” diye...

Chicago taraflarından tenor üfürükçüsü Pete Yellin’in en başta dediği gibi, aynı anda ve aniden düşünüveriyoruz, düşüncelerimizi yanyana diziyoruz, interplay diyoruz, doğaçlama diyoruz, tabii ki belli birimlere, melodilere, kökenlere, kuramlara, araştırmalara, notalara, armoniye, akorlara ve onların duygularımızla yoğrulmasına uzanıyoruz ama sonuçta “temelli bir özgürlük” bizimkisi, eşitliği arıyoruz... Cazcıyız ya, böyle yapıyoruz. (sanatçı Dave Holland, albüm “Dream Of Elders”, şarkı “Equality”, söyleyen Cassandra Wilson, sözler “first equality, then i will be free...” ve mırıldanma şeklinde, ECM 1998)

Hani düşleri ve düşünceleri biraraya getirince ya da yere düşünce, belki de düşünce bir daha düşününce ve bunları notaya ya da sözcüğe dökünce... çekinme söyle, sırf ayakları yerden kesen bir düşünce değil “sayıklama” da çıkabilir karşına, bütün gücüyle...

Ama o kadar düşman olmak gerekmez “sayıklama”ya da... Büyük Meksikalı ozan Octavio Paz fısıldayıverir beriden, “tarih uykuya yattığında, düşünde sayıklar ozan” diye... Tarihin sonu gelmemiş miydi, horul horul uyumuyor muydu, bu nasıl düş böyle?

Ama düşüncenin ya da düşünen adam gibi delirmenin doğasında yok mudur “anında görüntü” ve peşpeşe dizilmesi görüntülerin. “Bilinç akışı”yla, “sabah uyanışı” arasındaki paralelliğe dikkat çekiliverir hemen. Sabah mahmurluğuyla, afyonun patlamamışlığıyla, henüz tam anlayamadığımız, algılayamadığımız dünyaya, bir günün güvenceli programıyla bakıp, “tamam, bugün şunları yapacağım” diyerek adapte olmak, en büyük aldatmacalardan biri değil midir?

Hoppala, düşünceler ve tarih belki de böyle birikir. Örneğin şu meşhur kuzey-güney savaşı vardır Amerika’nın, filmlerden bilinir. İşte o savaşın bir yerlerinde, sanırım sonlandığı ve kuzeyin üstünlüğünü “köylüye ve zenciye” bellettiği bir yerlerinde, güneye yalnızca acı değil bir de kuzey ordusunun bandosunda yer alan nefesliler bırakılmıştır.

Siyah adam, kölelik kaldırılsa da köle gibi çalıştırıldığı tarlada unutulan bakır sazlara, trompete, saksofono, trombono dokunmaya başladığında, tarladaki sömürüyü ve içindeki acı ve hüznü üfürmeye başladığında onların içine; bir yüzyıl sonrasının müziğini ve kültürünü de şekillendirmeye başlamıştır.

Güneyde yaşananlara başka bir zaman ve şekilde geçeriz diye düşünürken aklımıza William Faulkner’ın güneyde kurduğu “yok-ülke” Yoknapatawha da gelmektedir. Benji’nin Ses ve Öfke dolu öyküsü değil belki ama, Kutsal Sığınak’ta kaçak viski yapan küfürbazların, Köy’de her yanı yakarak yaşayan kundakçıların öyküsü hüznü (blues’u) sarıp sarmalamaktadır... Küfrü basıp kundaklamak müziği, cazın doğasındadır... (sanatçı Archie Shepp, albüm Fire Music, Impulse, 1968)

Nefeslileri Kuzey bandolarının artakalan düdüklerinden, piyano ve bası (ki önceleri bas yerine hep tuba kullanılmıştır) klasik müzikten, davulu ise afrika kökenlerinden alan o afro-amerikan sıçrama, kuzeyle birlikte “yaşlı kıtaya” ulaştığında, eğlence kültürünün, broadway’in bir parçası olarak “kapsanmıştır”.

Ama bu “düz” tarih aktarımı, ne kadar doğruları barındırsa da, bir süre sonra klişeleşip sıkıcılaştığında “caz yapma oğlum”a toslamıştır. Bunun daha dalgalı hallerine, türkçemizde ve saksofon adlı gariban müzik aleti çevresinde rastlanır (soprano, alto, tenor diye üç esaslı ve sopranino, bariton, bas diye üç de tali çeşidi olsa ve her birinin ayrı boyları bulunsa da, türkiye’de ve türkçemizde bu aletin boyu değil işlevi önemlidir). Örneğin yakın geçmişte www.penche.com sitesinde kaleme alınan maksi sekst soruşturmasındaki “bir küçük espri”, aslında gerçektir. Gazetede rastladığı “her tür saksofon tamiri yapılır” ilanına, tenorunu tamir ettirmek için başvuran birisi, karşısındaki hatunun “talepkar ve davetkar” sesi karşısında afallamış, telefonu kapamıştır. (Telefonu sonra bir daha arayıp aramadığı muammadır).

Amerikanın 68’li ve de 69’cu olduğu anlaşılan uçkuru ya da başkanı, skandal adı da verilen uygulamalarıyla gündeme ve televizyon haberlerine geldiğinde, birinci görüntü, saksofon çalan başkan, ikinci görüntü, dudakları şişme bebeklerden kopyalanan levinski ve diğerleri olmaktadır. Son olayda Demi Moore’un uyluk kemiğinin ve çevresini saran etlerin mumbar dolması tarifini aratmayacak şekilde basına ve fotoğraf şeklinde yansıması, cazla olduğu kadar saz ve rakla da alakasızdır.

Tabii hırsızın ya da saksofonun tüm bu olup bitenlerde hiç mi suçu yoktur? O nasıl bir şekildir öyle. Özellikle üflenilen yere atılacak küçük bir dikiz, her şeyi elevermektedir. Üstelik o manidar üfleme bölgesine konularak o canhıraş seslerin çıkmasına sebep olan şeyin adı da, hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde “kamış”tır.

Neyse tüm bunların Dead Kennedys grubuyla bir ilgisi yoktur. Kendileri punk ya da hardcore grubudur. Pete Yellin ve Duke Ellington’a uyarsak caz yaptıkları da söylenebilir. İsimleri pek güzeldir ve sürekli tekrar ve saplantı şeklinde söylenebilir. O halde tekrar olsun, Kennedy’leri yahudi lobisi öldürmüştür. Clinton’u öldürmemiştir. Çünkü o saksofon çalabilmektedir... (sanatçı Dead Kennedys, albüm Bad Time for Democracy, indie bir label, 1900’lü yıllar).

Saz Caz Rak

sitra pontin
Adı: KING, Soyadı: CRIMSON

11/11/2005 16:31


Serkan
BABA HAKKI – CLIFF BABA

9/7/2003 17:27


William Munny
Nocturama

24/2/2003 17:40


profesör kien
Doğaçlama 1234

16/1/2003 15:21


profesör kien
Doğaçlama - 4

9/1/2003 13:31


profesör kien
Doğaçlama - 3

2/1/2003 16:12


profesör kien
Doğaçlama 2

27/12/2002 10:45


profesör kien
Doğaçlama 1

19/12/2002 17:37


Seykoah
THE SPIRIT CARRIES ON

11/11/2002 11:04


Dora Maar
Youssou N'Dour - 21. yüzyılın Griot'su

25/10/2002 13:17


   Sonraki sayfa >>