PsikopatlarSaz Caz RakEdebiyyatVeni Vidi VıdıRopürtajBi Cift Laf EtDerdim VarLink Mink

SİNEMANIN KRAL-OZANI ANDREY TARKOVSKİ
Yazan:sitra pontin ( 15/11/2005 10:17 )

SİNEMANIN KRAL-OZANI ANDREY TARKOVSKİ

ve Ayna filminden bir şiir...

1932-1986 yılları arasında bu dünyayı şereflendiren Rus film yönetmeni Andrey Tarkovski, İtalya'da kanserden "elveda dünya ve merhaba kainat" diyene kadar koskoca ömrü hayatında yalnızca 7 (yedi) tanecik uzun metrajlı film yapmıştı. Her filmi birer başyapıttır. Bu gezegenin gayri resmi tarihini yazan bütün büyük adamların ve kadınların hayatlarında olduğu üzere, Tarkovski'nin de eserlerini idrak edebilecek, üzerine fikir yürütebilecek ya da eserlerden etkilenip de ertesi gün hayatını değiştirebilecek cesarette bir allahın kulu, bir delikanlı abimiz ablamız çıkmamıştır, onun yaşadığı sıralarda...

Bizim coğrafyada da hakkında çok konuşulmuştur, lakin boş konuşulmuştur! Zira bu mühim adam, Ruslar'ın Sovyetler olduğu zamanda, eserleriyle resmi ideolojiye ters düşmüş ve memleketinden kovulmak suretiyle İtalya'ya yerleşmiştir. Adama, "ne lan komünist ülkede dincilik mi yapıyon" felan demişlerdir. Halbuki hiç de alakası yoktur.

Doğrudur adamın bir mistik ve de İsevi dininin insani ve sevgi yanlarından etkilendiği bir naif yanı vardır, amma, aslında komünistlikle hiç alakası kalmamış ve giderek dincileşen ve kapitalistleşen koskoca Sovyetler Birliği'ne eserleriyle eleştiriler getirmiştir. İşte bizatihi bu anlaşılmazlık yüzündendir ki, bizim memleketin ne kadar çok bilmiş enteli, danteli, overlokçusu, son ütücüsü varsa babayı kendine yontmuştur. Mesela bu yüzden Kanal 7 denilen neşriyat habire filmlerini yayınlar dururdu sabaha karşı. Haa bir vakitler saygıdeğer Yavuzer Çetinkaya abimiz vardı, rahmetli oldu (ki kendisi harbi bir Karakartal evladıydı) bi dergide yazısını okumuştum Tarkovski üzerine, dağılmıştım...

Takdiri şayan Pençetorlar, bi türlü gelemiyoruz şiyire gördüğünüz gibi ama bu A. Tarkovski denilen evrensel şahsiyet insanı dağıtıyor. Son dağılmamız da şöyle olmuştu: Sondan bir önceki filmi Nostalghia'da meczup-filozof adamın yaşadığı yıkık dökük çatısı delik mekanda, duvarda şöyle bi şi yazıyordu: 1+1=1 Filmin esas oğlanı ne lan bu diye salak salak bakınırken, meczup, çatıdan akan yağmur sularının toplandığı bir tası göstermişti (o sırada yağmur yağmaktaydı). Hani bize mektepte öğretmişti ya Azimanım, "damlaya damlaya göl olur" diye. O hesap işte ama bize kimse bunun hayatta ve sevda meselelerindeki karşılığını anlatamamıştı...

Bu aşşadaki şiyir, babanın "Ayna" filminden, bizzat tarafımızdan kaseti mütemadiyen ileri geri felan yaparak kaydedilmiş olup, muhterem pederi Rus şair Arseni Tarkovski tarafından kaleme alınmıştır. Dilimize çeviren muhterem şahıs, TRT'nin elemanlarından biridir, lakin jenerikte adı yazmamaktadır, doğal olarak...

Geçmiş zamanda, muhtelif güzel insanlara tarafımızdan bi biçimde aktarılmıştır. Bu aktarılanlarda genellikle bir dağılma ve en yakın koltuğa çökme ya da bi duvara tutunma hali müşahade edilmiştir.

Ha bi de şöle bi şi var. Bu İngilizya dilinin ve edebiyyatının alimlerinden, bizzat kürsü sahibi muhterem porof. Cevat Çapan, İyi Şeyler Yayıncılık'tan şairin bir kitabını basmıştı. Bu şiir de vardı ama tercüme felaketlerin de ötesinde bir vaziyetteydi. Kendisine durumu aşşağıdaki şiyiri de göndermek suretiyle bildirmiştik ama hoca hiç karşılık vermemişti. Zahir, hoca, sana mı kaldı lan benim

neşrettiğim şiirin tercümesini eleştirmek felan diye düşünmüştü...

Onun da canı saolsun.

Her neyse, ahanda şiir budur: (en altta da meraklı pençetor için filmografi bulunmaktadır)

İLK BULUŞMALAR

Buluşmamızın her anını

biz bir mucize gibi coşkuyla kutlardık

Yeryüzünde yalnızca ikimiz vardık

Sen bir kuş kanadından hafif ve inceydin

merdiven basamaklarından başdöndürücü bir hızla inip,

çiğ taneli leylakların arasından geçerek

beni aynalı camın öbür tarafındaki

kendi makamına götürürdün sen

Gece indiğinde bana büyük şeref bahşedilir

ve tapınağın kapıları açılarak karanlıkta parlar

ve yavaşça secde ederdi çıplaklığın.

Ve ben uyanarak "Tanrı kutsasın" diye fısıldardım

Ve bu kutsamanın cüretkârlığının tadını yaşardım

Sen uyurdun

ve mavi gökyüzünün kapılarını çalardın rüyanda

Vücudunsa yatağın içinde

dokunulmazlığının sıcaklığı ve buğusu ile hareketsizdi

ve kirpiklerin de,

ellerin de öyle,

sıcak…

Irmakların nabzı kristal küre üzerinde atar,

dağlar tüter ve denizden serpintiler gelir

sense avucunda tutardın o kristal küreyi.

Bir tacın içinde uyurdun

Ve tanrı şahidim ki

Benimdin sen

Sen uyanır ve insanoğlunun

basit konuşma dilini yeniden yazardın.

Ve "insan" sözcüğünü, gırtlağına yeni bir güçle doldurur,

ve "sen" sözcüğü, yepyeni anlamlarını ortaya serer,

ve kral anlamına gelirdi.

Ve yeryüzündeki her şey dönüşürdü

hatta leğen, kova gibi basit şeyler bile

Ve o sağlam kaya

aramıza bekçi gibi dikilip durduğunda

bilinmeyen yerlere sürüklenip giderdi.

Mucizevi şehirler önümüzde bir serap gibi dağılırdı.

Kaderimiz, elinde ustura olan

bir deli gibi arkamızdan kovalarken

biz bulutların üzerinde yatardık, yumuşacık…

Ve kuşlarla yolumuz ortaktı sanki

Ve balıklar, ırmaklar peşimizden gelirdi

Ve gökyüzü uyanırdı gözlerimin önünde...

Arseni Tarkovski (1962)

Oğlu Andrey Tarkovski'nin "Ayna" adlı filminden

FİLMOGRAFİ

Ivanova Dietsova (Ivan'ın Çocukluğu, 1962)

Andrey Rublev (1966)

Solaris (1971)

Zerkalo (Ayna, 1975)

Stalker (İzsürücü, 1979)

Nostalghia (1983)

Offret (Kurban, 1986)

Edebiyyat

Sitra Pontin (Atilla Birkiye'den)
MİNE

2/3/2006 14:10


Sitra Pontin (aktaran)
AŞK İSYANI, EVLİLİK NİSYANI KIŞKIRTIR

23/11/2005 11:37


sitra pontin
SİNEMANIN KRAL-OZANI ANDREY TARKOVSKİ

15/11/2005 10:17


sitra pontin
İçinde Beşiktaş geçen üç şiyir

10/11/2005 13:37


profesör kien
müfettiş chapuisat dizisi 100-101 (polisiye destanda yüzyıllık şiyirsellik)

30/1/2004 14:37


Serkan
Beni kan tutardı

8/10/2003 18:08


m.pençe
bir beşiktaşlılık öyküsü

16/1/2003 23:52


Cenk
Kafa Sesi

22/11/2002 11:13


MieLLeuX
Eski Bir Defter

19/2/2002 10:47


MieLLeuX
Yıllarca uzaktaki sevgiliye mektup...

28/1/2002 14:12


   Sonraki sayfa >>